Reklam
Reklam

Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Reklam
Türkiye Şeri Rukye Merkezi

Tehlikeli Uğraşlar: Fal ve Büyü

Tarih boyunca insanların ilgisini çeken konuların başında, hep gaypla ilgili hususlar gelmiştir. Fala bakmak, büyü ve sihir yapmak, uğurlu saymak gibi. Günümüzde de malesef kadınların daha çok yöneldikleri bu gibi konular, çare gibi görünmekle beraber, daha çok dert getiren ve daha korkuncu, kişinin imanına zarar veren uygulamalardır. Kıymetli yazarımız Hasan Çalışkan Hocaefendinin yazısı, bunlardan ‘fal’ ve ‘sihir’ konularını ele alıyor.

Falcılık Hurafesi

Fal; aslı gaipten haber verme ve geleceğe ait olayları bilmeyi iddia etme esasına dayanır. Mesela, kahve falına bakan kişi, karşısındakinin veya kendisinin, birtakım yorumlarla, ileride başına gelecekleri haber vermeye çalışır. Bu durumun, ne dinle, ne de hakikatle hiç bir alakası yoktur.

Sevgili Peygamberimiz, Allah’ın en sevgi kulu olmasına rağmen, onun hakkında Kur’an diliyle mealen şöyle buyrulur: “De ki; Allah’ın dilemesi dışında, ben kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim, elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeciyim.” (A’raf, 188)

Yine, Kur’an’da gaibi ve geleceği Allah’tan başka kimsenin bilmediği haber verilir. Kur’an-ı Kerim, fal bakma eyleminin ‘şeytanın işlerinden bir pislik’ olduğunu söyler.

“Ey iman edenler! İçki kumar, tapınmak için konulan dikili taşlar ve fal okları, şeytan işi murdar şeylerden başkası değildir. O halde bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 90)

Cahiliye döneminde araplar bir yolculuğa ya da bir savaşa ya da evlenme ve benzeri önemli bir şeye teşebbüs etmek istedikleri zaman, puthaneye gelirler orada devamlı bulundurulan fal oklarından birini çekerler, üzerinde emir bulunanı çıkarsa, başlamak istedikleri şeye cesaretle başlarlardı. Yasak anlamındaki ok çıkarsa, vazgeçerler ve boş ok çıkarsa, bir kaç defa daha çekerler de emir ve nehiy anlamındaki oklardan biri çıkıncaya kadar devam ederlerdi.

Günümüzde buna benzer bir takım remil atmalar, kahve fincanını ters çevirerek bakmalar, kurşun dökme, el içi falı, kitap falı, tuz falı, bilgisayarlı fal ve benzeri falların hepsi bid’at ve İslam’a uymayan adetlerdir. Bunların hepsi asılsız, batıl ve hepsi gerçekten uzaklaştırıcı, imana zarar veren yollardır.

Fal, genelde ilerisi hakkında (gayb) bilgi verme iddiası olduğu için kişinin imanını tehlikeye sokar. İtikadımıza göre, gaybı Allah’tan başka kimse bilemez. Hadis-i şerifle sabittir ki, gelecekten haber verdiğini iddia eden kişiye gider ve onun gelecekle ilgili sözlerini doğrularsa, Hz. Muhammed’e indirileni (Kur’anı) inkar etmiş olur. (Camiü’s-Sağir, II, 159)

Falcılık yoluyla kazanılan paraların da haram olduğunu şu ayet haber vermektedir: “Fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kıllındı.” (Maide, 3)

Sihir

Sihir; gerçekleşmesi için kötü ruhanilerden, şeytanlaşmış cinlerden yardım talep edilerek ve bu yolda son derece çirkin metodların uygulandığı haram bir iştir.

Sihirde yalan, aldatma, kandırma, göz boyama, saf zihinleri bozma, Allah’tan başkasına bağlanma ve Allah’tan başkasının gaybı bilebileceğini sanma gibi hepsi de İslâm’ın temel ilkeleriyle bağdaşmayan bir çok olumsuzluklar vardır.

Kur’an-ı Kerim’in belirttiğine göre sihir faydalı değil, zararlı işlerde kullanılır. Düğümlü iplere üfleyenlerden Allah’a sığınılmasını isteyerek sihrin zararlı olabileceğine işaret edilmiştir.

“Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edileni öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.” (Bakara, 102)

Bu ayetten Harut ve Maruk adlı iki meleğin insanlara sihri öğrettikleri ve bununla insanların imtihana çekildikleri işaret edilmektedir.

Yine bu ayete göre; sihirle karı-kocanın arasının açılması, insanlara kötülük yapılması mümkün gözükmektedir. Fakat ayette de belirtildiği gibi Allah’ın izni olmadan kesinlikle sihirle insanlara zarar verilemeyeceği ifade edilmektedir.

Bazı kadınlar çok duygusal veya cahil oldukları için ya nefsin (iç dürtülerine) ya da çevresinin telkinlerine uyarak “Acaba ben de sihir mi var?” endişesiyle büyücü ve medyumlara koşmaktadır. Böylece hem paralarını düzenbazlara kaptırmakta, belki de dinlerini tehlikeye atmaktadırlar.

Halbuki böyle bir şüphe karşısında, her şeyi yaratanın Allah-u Telala olduğu düşünülmeli ve O’na yönelerek, üzerindeki bela ve musibetlerin kaldırılması için dua silahına sarılmalıdır. O’nun her şeye gücü yeten kalesine sığınılmalıdır.

Hasan Çalışkan

vefk, büyü, muska, fal, yıldızname, astroloji, burçlar, burç uyumları, burç yorumları, ünlü medyum, en ünlü medyum, ankara medyum, istanbul medyum, türkiye medyum, cin, cinler, cin musaallatı, kısmet bağlılığı, nazar, göz, nazar değmesi, göz değmesi, dünyaca ünlü medyum, türkiyenin en ünlü medyumu, gerçek medyum, havvas, ledün, havvas ledün ilmi, isimler, isimname, isminizin anlamı, rüya, rüyalar, rüya yorumları, rüya tabirleri, kısmet bağlılığı, eşler arası muhabbet, bağlama büyüsü, soğutma büyüsü,sevgiliyi bağlama, muhabbet, gerçek medyum, ünlü medyum, büyü bozma, muska yazma, muska bozma, bereket muskası, iş rızık, kısmet açma, giden sevgiliyi döndürme,başarı, sınav kazanma

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ