Reklam
Reklam

Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Reklam
Türkiye Şeri Rukye Merkezi

Tedavide Dua ve Zikir

Reklam

MANEVİ TEDAVİDE DUA, ZİKİR VE NAMAZIN ÖNEMİ

Maddi ve manevi rahatsızlık yaşayan kimseler tıbbi tedavi yöntemlerinin yanı sıra mutlaka manevi tedavi ile de şifa aramalıdır. Her iki yöntemde de şifayı veren Allah’tır. Şifanın Allah’tan olduğu asla unutulmamalıdır. Bu sebeple Allah’tan şifa istenmelidir. Şifa istiyorsan Rabbine dönmelisin. Rabbinin isteklerine kulak verip emirlerini yerine getirmelisin.  Şifa için dua, zikir ve namaz çok etkilidir. Bu maksatla Rabbimizden dua, zikir ve namaz ile yardım istemeliyiz.

DUA

Sözlük anlamı ile dua “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” demektir. Dinî bir terim olarak ise, insanın bütün benliğiyle Allah’a yönelerek maddî ve manevî isteklerini O’na arz etmesidir.

Duada daima tâzim (Allah’ı yüceltme) ve tâzimle birlikte istekte bulunma anlamı vardır. Dua aynı zamanda zikirdir ve ibadettir. Böylece duada biri zikir ve saygı, diğeri de dilek olmak üzere iki unsur hep yan yana bulunur. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.s.), “Dua, ibadetin özüdür.” (Tirmizî, Deavât, 2) buyurmuştur. Aynı sebeple en önemli ibadet olan namaz, dua (salât) kelimesiyle ifade edilmiştir (En’âm, 6/52; Kehf, 18/28). Diğer bir âyette de, “De ki; duanız  olmasa Rabbim size ne diye değer versin.” (Furkân, 25/77) buyurulmak suretiyle insanın ancak Allah’a olan bu yönelişiyle değer kazanabileceği belirtilmiştir. Duanın sadece Allah’a yöneltilmesi; Allah’tan başkasına, putlara veya kendilerine üstün nitelikler izafe edilen başka yaratılmışlara dua ve ibadet edilmemesi Kur’an’da ısrarla vurgulanmıştır. (Şuarâ, 26/213; Kasas, 28/88).

Dua kulun Rabbini hatırlaması ve onu zikretmesidir. Unutursan unutulursun. Unutulmak terk edilmektir. Allah’ı unutmak, Allah’ın emir ve yasaklarını unutmak demektir. Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik çabaları unutmak demektir. Hayatında Allah’a fazla yer vermemek, hareketlerinde onun hoşnutluğunu gözetmemek, kısacası Allah’tan gafil olarak yaşamak, yarın Allah’a vereceği hesabı göz ardı etmek, gaflet deryasında boğulmak demektir. Dertlerinden kurtulmak mı istiyorsun, seni duyan ve her an yanında olan Rabbini hatırla ve O’na yönel.

İşler karşılıklıdır. Allah kendisini unutanı unutur, sevenleri sever, düşmanlık edenlere düşmanlık eder, nefret edenlere nefret eder, kendisini yok sayanı yok sayar.

“Allah\’ı unutan bu yüzden O\’nun da kendilerine kendi nefislerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar yoldan çıkmış olanlardır.” (Haşr 17)

“…Allah, muhsinleri (kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları) sever. (Âl-i İmran 148)

“Her kim Allah\’a, Allah\’ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil\’e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o inkarcıların düşmanıdır.” (Bakara 98)

“…De ki: “Doğrusu, Allah dileyeni saptırır, bütün benliğiyle kendisine yöneleni de doğru yola iletir.” (Rad 27)

Allah (cc) kullarına yakındır. Dua edenin duasına icabet eder.

“Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben onlara yakınım, bana dua ettiğinde duasına karşılık veririm. Şu hâlde benim davetime tabi olsunlar ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulalar.” (Bakara 186)

Bazı kimseler duasına icabet edilmediği düşüncesiyle duayı terk ederek tamamen ümitsizliğe kapılır, şeytanın dümen suyuna girer. Bu şeytanın tuzağıdır. Asla Allah’tan ümit kesilmeden duada ısrar etmelidir.

“…Sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez”  (Yusuf 87)

Peygamberimiz bu konuda bakın ne diyor?

“Allah\’a dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek suretiyle olur, yeter ki günah talep etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun.”( Buhârî, Daavât, 22.)

NAMAZ

Farsça bir kelime olan namaz, Kur’ân’da “salat” kelimesi ile ifade edilmektedir. “Salat”, Duâ, uylukların başındaki iki tümsek kemiği hareket ettirmek anlamlarına gelmektedir. Dini terim olarak ise namaz, “Peygamberimizin uyguladığı şekilde yerine getirilen, kalp, dil ve bedenle birlikte yapılan bir ibadettir.”

“Kitab\’dan sana vahyedileni oku ve namazı kıl. Gerçekten namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Muhakkak ki Allah\’ı anmak en büyük (ibadet)tir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut 45)

Namaz en büyük zikirdir. Her kula farzdır. Kılmadığında ceza vardır. Namazı ancak Allah’ı unutanlar kılmaz.  Namaz dinin direğidir. Müslümanın Yaratıcı’yla irtibatını sürekli canlı tutan namazdır. Bu itibarla namaz konusunda gevşeklik göstermemek gerekir.

“Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)

“Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.” (Bakara 45-46)

 “Nefsini kötülüklerden arındıran, Rabbinin ismini zikredip namaz kılan, kurtuluşa erer.” (A’lâ 14-15)

Ebü’d-Derdâ (r.a.) anlatıyor: Canımdan çok sevdiğim Resûlullah (as) bana şu tavsiyede bulundu:

Param parça edilsen, ateşlerde yakılsan bile, sakın hiçbir şeyi Allah’a şirk koşma! Hiçbir farz namazını da kasden terk etme! Kim namazı bile bile terk ederse, o kişi Allah Teâlâ’nın himâyesinden ve hıfz u emânından uzak kalır.” (İbn-i Mâce, Fiten, 23)

Cennetin anahtarı namazdır, namazın anahtarı da abdesttir.” (Tirmizî, Tahâret, 3/4)

Namaz kılan bir mü’min, Cenâb-ı Hakk’ın muhâfazası altında olduğunu hisseder ve büyük bir mânevî huzur ve emniyet duygusu içinde yaşar. Zira Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- namaz kılmayanlar için şöyle buyurmuşlardır:

“…Kim namazı bile bile terk ederse, o kişi Allah Teâlâ’nın himâyesinden ve hıfz u emânından uzak kalır.” (İbn-i Mâce, Fiten, 23)

Dolayısıyla namaz kılan bir toplum madden ve mânen sıhhatli olur. Nitekim Asr-ı Saâdet’te Medîne’ye bir doktor gelmişti. Yapacak bir iş bulamadı. Neticede Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona âilesinin yanına dönmesini tavsiye ettiler. Yine, bize gelen nakillere baktığımızda, Asr-ı Saâdet’te psikolojik bir rahatsızlığa rastlamıyoruz.

ZİKİR

Sözlükte “bir şeyi anmak, hatırlamak” anlamındaki zikir (zikr) kelimesi (çoğulu zükûr, ezkâr) dinî terim olarak “Allah’ı anmak ve unutmamak suretiyle gafletten ve nisyandan kurtuluş” anlamında kullanılır. Zikir dil veya kalp ya da her ikisiyle beraber yapılır; bu ise ya unutulan bir şeyi hatırlama ya da hatırda olanı muhafaza etme şeklinde olur. Zikir bazılarının anladığı gibi sadece dil ile Allah lafzını veya benzer bir kelimeyi tekrarlamak demek değildir. Bu sadece zikrin bir bölümüdür, asıl olan ise zikrin hem dil, hem kalp ve hem de lisanı hal (yani yaşantı ve amel olarak) hep beraber yapılmasıdır.

Allah-u Teâlâ`yı her zaman yakınımızda, beraberimizde hissetmek çok önemlidir. Çünkü bu duygu aynı zamanda müslümana cesaret, güven, sabır,  sebat, yakin ve takva gibi birçok güzel hasletler kazandırır. Kulu Rabbine yaklaştırır. Allah’a yakın olan Şeytana uzak olur. Şeytanı yenmek mi istiyorsun, öyleyse Rabbini çok zikret. Dertlerinden kurtulmak mı istiyorsun öyleyse Rabbini zikret.

“Beni anın, ben de sizi anayım.” (Bakara 152),

“Allah’ı çokça zikredin ki, felaha eresiniz.” (Enfal 45)

“Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yakara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.” (Araf 205)

Hâris el-Eş\’ari (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte Rasülullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:

“…Allah size, Allah\’ı zikretmenizi emretti. Bunun da misali, peşinden hızla düşmanın geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, düşmandan kendini korur. Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece Allah’ı zikretmekle koruyabilir.\”[Tirmizi, Emsal, 3, (2867)]

Şimdi bu hususta Efendimiz (s.a.v) ve ashabının okuduğu dua ve zikirlerden örnekler takdim etmek istiyoruz.

*Euzü – Besmele

Bu konuda Kur’an-ı Kerim\’de şöyle buyurulmaktadır:

“Şayet sana şeytandan bir kışkırtma (şeytani bir dürtü) gelecek olursa, hemen Allah’a sığın.”(Fussilet, 41/36)

Yani, “Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racim” de. Bununla beraber, Mü’minün suresindeki şu ayetlerle de Allah’a sığınmak yerinde olur:

“Rabbi euzü bike min hemezeti’ş-Şeyatin ve euzü bike Rabbi en yahdurun” Yani; “Rabbim, şeytanın kışkırtmasından sana sığınırım ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”(Müminun, 23/97-98)

*Eve Girerken

Besmele ilgili olarak Cabir (ra)’den rivayet edilen başka bir hadis ise, evlere girerken ve yine yemek yerken Besmele çekmenin önemine işaret ediyor: “Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki:

\”Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah\’ın adını zikrederse, şeytan (avenelerine): “Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!” der. Ama kişi, eve girerken Allah\’ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): \”Akşam yemeğine kavuştunuz, ama burada gecelemeniz mümkün değil!” der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken \”Bismillah!\” diyerek Allah\’ı zikretmezse, şeytan (avenelerine): “Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!” der.”[Müslim, Eşribe, 103, (2018); Ebu Davud, Et\’ime, 16, (3765)]

*Evden Çıkarken

Eve girerken okunan Besmele, şeytanın şerrini bizden ve onu da evden uzaklaştırdığı gibi, insanın sokağa çıktığı zaman da korunmaya muhtaç olduğu açıktır. Bunun içinde Euzü-Besmele çekilir. Ancak, Resulullah (s.a.v), sokağa çıkarken sadece Euzü – Besmele ile yetinmemiş ve ayrıca dua etmiştir. Bu konuda Enes (r.a)’den nakledilen hadisi şerifte, Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:

Evinden çıkınca kim: “Bismillah İnni Tevekkeltü al-Allah, La Havle vela Kuvvete İlla Billah- Allah\’ın adıyla, Allah\’a tevekkül ettim, güç kuvvet Allah\’tandır.” derse kendisine: “İşine bak, sana hidâyet verildi, kifâyet edildi ve korundun da” denir, ondan şeytan yüz çevirir.”[Tirmizi, Daavât, 34, (3422)]

*Bakara Sûresi: Âyetü’l-Kürsi ve Âmene’r-Rasülü ve Lev Enzelna

Ebu Hüreyre (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte, Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden şeytan kaçar.”[Müslim, Misâfirin, 212, (780)]

Başka bir hadisi şerifte ise bu iki ayetin, Bakara suresinin son iki ayeti olan “Amene’r-rasülü” olduğu açıklanmaktadır. (Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an, 4/2882)

*Uyumak İçin Yatağa Girince

Resul-i Ekrem Efendimizin yatağa girdiği zaman okuduğu çeşitli dualar vardır. Bu konuda Büreyde (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (s.a.v), şu duayı tavsiye buyurmuştur:

بِاسْمِكَ رَبَّي وَضَعْتُ جَنْبيِ، وَبِكَ أَرْفَعُهُ،فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا،بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ

“(Bismike Rabbi ve dağtu cenbi, ve bike erfauhu, fein emsekte nefsi ferhamha, vein erselteha vehfazha, bima tahfazu bihi ibadike es-salihin) Senin isminle Rabbim, yanımı (vücudumu) bıraktım ve senin irâdenle onu kaldırırım. Ruhumu alırsan ona rahmet et. Eğer geri gönderirsen, salih kullarını koruduğun şekilde onu da koru.” (Buhari-Müslim)

اَللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا،لَكَ مَمَاتُهَا وَ مَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا،وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْلَهَا.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ

“(Allahümme inneke halakte nefsi ve ente teveffeha leke memateha ve mehyaha in ehyeyteha fehfazha ve in emetteha fağfirleha. Allahümme inni eselükel afiyete.) Allah’ım! Nefsimi Sen yarattın ve onu Sen öldürürsün. Nefsimin ölümü ve yaşaması Sana âittir. Eğer yaşatırsan onu koru, öldürürsen onu bağışla. Allah’ım! Senden âfiyet dilerim.” (Müslim, Ahmed)

Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu:
\”Yatağına yatmak istediğin zaman namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ yanına yat ve:

اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ ، وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ . وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ ، وَأَلَجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ ، لَامَلْجَأَ وَلَا مَنْجَي مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنزَلْتَ ، وَبِنَبِيِّكَ اَلَّذِي أَرْسَلْتَ

(Allâhümme eslemtü nefsî ileyke ve veccehtü vechî ileyke ve fevvaztü emrî ileyke ve elce\’tü zahrî ileyke, rağbeten ve rehbeten ileyke, lâ melcee velâ mencâ minke illâ ileyke. Âmentü bi-kitâbikellezî enzelte ve bi-nebiyyikellezî erselte) Allahım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Sırtımı sana dayadım. Ümit bağladığım sen, korktuğum yine sensin. Senden kaçıp sığınacak ve senin elinden kurtulacak bir yer varsa yine sensin. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin peygamberine iman ettim) de! Eğer ölürsen iman üzere ölürsün. Bu dua senin o geceki son sözlerin olsun.\”     ( Buhârî, Vudû 75, Daavât 6;)

Yine dualardan diğer bir tanesi:

اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَمَا أَظَلَّتْ ، وَرَبَّ الْأَرَضِينَ وَمَا أَقَلَّتْ ، وَرَبَّ الشَّيَاطِينِ وَمَا أَضَلَّتْ ، كُنْ لِي جَارًا مِنْ شَرِّ خَلْقِكَ كُلِّهِمْ جَمِيعًا أَنْ يَفْرُطَ عَلَيَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ أَنْ يَبْغِيَ ، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ وَلَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ

(Allahümme rabbes semavatis seb\’ı ve ma ezallet ve rabbel eradıyne ve ma ekallet ve rabbeş şeyatıyne ve ma edallet, kün lî caran min şerri halkıke küllihim cemiy\’an en yefruta ala ehadin minhüm ev ve en yebğı azze caruke ve celle senaüke ve la ilahe ğayruke ve la ilahe illa ente.) “Ey yedi kat semânın ve onların gölgelediklerinin Rabbi, ey arzların ve onların taşıdıklarının Rabbi, ey şeytanların ve onların azdırdıklarının Rabbi! Bütün bu mahlukâtının şerrine karşı, beni himâye et! Et ki, hiçbirisi, üzerime âniden saldırmàsın. Senin koruduğun aziz olur. Senin övgün yücedir, senden başka ilah da yoktur; ilah olarak sâdece sen varsın.” [Tirmizi, Daavât, 96, (3518)]

*Uykuda Korkunca

İmam Malik’ten rivayet edildiğine göre, Hâlid İbnu Velid (r.a), Hz. Peygambere: “Ben uykuda iken korkutuluyorum. (Ne yapmamı tavsiye buyurursunuz?)” diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v) ona şu duayı okuması tavsiyesinde bulundu:

أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ غَضَبِهِ وَعِقَابِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَنْ يَحْضُرُونِ

“(Euzü bi-kelimatillahi’t-tammeti min gadabihi ve ikabihi ve şerri ıbadihi ve min hemezati’ş-şeytani ve euzü bike rabbi en yahdurun.) “Allah\’ın eksiksiz, tam olan kelimeleri ile Onun gazabından, ikabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve beraberliklerinden Allah\’a sığınırım, de!” [Muvatta, Şiir, 9, (2, 950)]

*Sabah Kalkınca

Sabah ve akşam namazının ardından Haşr suresinin son üç ayetinden sonra okunur.

بِسْمِ اللّٰهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

“(Bismillâhillezî lâ yedurru mea’s-mihî şey’ün fi’l-ardı ve lâ fi’s-semâi ve hüve’s-semîu’l-alîm.)İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah\’ın adıyla.”

Bunu da üç kere derseniz aynı şekilde sabah ve akşam biiznillah korunmuş olursunuz…

Talk bin Habib diyorki: Ebudera (ra) Resullullah sallahu aleyhi ve sellemden bazı kelimeler işittim, şöyle demişti : “Kim bunları gündüzün başında söylerse akşama kadar başina musibet gelmez,kim bunları gündüzün sonunda söylerse sabaha kadar başina musibet gelmez”

اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَا أَنْتَ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ ، وَأَنْتَ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ، مَا شَاءَ اللَّهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ ، أَعْلَمُ أَنَ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ، وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي ، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

“(Allâhümme ente rabbi lâ ilâhe illâ ente aleyke tevekkeltu ve ente rabbül arşil kerim. Maşaallahu kâne ve mâ lem yeşe’lem yekün lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi. A’lemü ennellâhe alâ külli şey’in kadir. Ve ennellâhe kad ehâte bi külli şey’in ilmâ. Allâhümme inni eûzu bike min şerri nefsi ve min şerri külli dâbbetin ente âhizun binâsiyetihâ,inne rabbi alâ sırâtın mustekim.) Allah’ım sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur, sana güvendim ve sen ulu arşın Rabbisin. Allah’ın dediği olur, demediği olmaz. Güç ve kuvvet sahibi ancak yüce ve ulu Allah’tır. Bilirim ki Allah’ın herşeye gücü yeter ve Allah herşeyi ilmi ile kuşatmıştır. Allah’ım nefsimin şerrinden ve senin idarende olan bütün canlıların şerrinden sana sığınırım. Şüphesiz Rabbim doğru yoldadır.

أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ  ِللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فيِ هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَسُوءِ الْكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ، وَعَذابٍ فِي الْقَبْرِ.

\”Mülk, devamlı Allah’a âit bir halde sabahladık. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka hak  ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir. Rabbim! Senden bu günde  ve bu günden sonra iyiliklerini isterim; bu günün şerrinden ve bu günden sonra (meydana gelecek olan) şerden de sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten ve (aklını yitirmek ve bunamak gibi)  kötü yaşlılıktan sana sığınırım. Rabbim! Cehennem ve kabir azabından sana sığınırım.” (Müslim (4/2088).)

اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ النُّشُورُ.

\”Allahım! Senin (nimetin, koruman ve zikrin) ile sabahlarız ve senin (nimetin, koruman ve zikrin) ile akşamlarız. Senin yardımınla yaşar ve senin yardımınla ölürüz. Ve (kıyâmet günü) dönüş, yalnızca sanadır.\”

اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ.

“Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hak ilah yoktur.Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.Gücüm yettiğince sana verdiğim söz (ulûhiyetini ve vahdâniyetini itiraf etme sözü) üzereyim.Yaptıklarımın şerrin-den sana sığınırım.Üzerimdeki nimetini itiraf ediyorum.İşlediğim günahlarımı kabul ediyorum.Beni bağışla.Zirâ günahları ancak sen bağışlarsın.\”

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلاَئِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ،   وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ.

Dört kere: \”Allahım! Senin, senden başka hak ilah olmayan Allah olduğuna ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in de senin kulun ve elçin olduğuna; Seni, senin arşını taşıyanları, meleklerini ve bütün yarattıklarını şahit tutarak sabahladım.\”

اَللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ .

\”Allahım! Benim veya kullarından birisinin yanında sabaha çıkan her nimet, yalnızca sendendir. Senin ortağın yoktur. Hamd, yalnızca sanadır. Şükür de sanadır.\”

اَللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ  سَمْعيِ، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ.

Üç kere: \”Allahım! Bedenime âfiyet ver. Allahım! Kulağıma âfiyet ver. Allahım! Gözüme âfiyet ver. Senden başka hak ilah yoktur. Allahım! Küfürden ve fakirlik-ten sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Senden başka hak ilah yoktur.\”

حَسْبِيَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ.

Yedi kere: \”Allah bana yeter. O’ndan başka hak ilah yoktur. Ben, yalnızca O’na tevekkül ettim. O, yüce arşın Rabbidir.\”

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتيِ.

\”Allahım! Dünya ve âhirette senden af ve âfiyet dilerim. Allahım! Dinim, dünyam, âilem ve malım hakkında senden af ve âfiyet dilerim. Allahım! Ayıplarımı gizle ve beni korkularımdan emin kıl. Allahım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek belâlara karşı) koru. Altımdan yere batırılarak helak edilmekten senin azametine sığınırım.\”

اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَـادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ.

\”Gizli ve âşikarı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı Allahım! Her şeyin Rabbi ve sahibi! Senden başka hak ilah olmadığına şehâdet ederim. Nefsimin şerrinden sana sığınırım. Şeytan ve şirkinin şerrinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir müslümana götürmekten sana sığınırım.\”

رَضِيـتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيّاً.

Üç kere: \”Rab olarak Allah’tan, dîn olarak İslam’dan, nebi olarak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’den râzı oldum.\”

يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ.

\”Ya Hayy, Ya Kayyûm! Senin rahmetinle yardım dilerim. Bütün işlerimi düzelt ve göz açıp kapayınca kadar -bile  olsa- beni nefsime bırakma.\”

أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَاالْيَوْمِ، فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ.

\”Mülk, Âlemlerin Rabbi Allah’a devamlı âit bir halde sabahladık.  Allahım! Senden bu günün iyiliğini, zaferini, (ilim ve amelde muvaffak olmak sûretiyle) nûrunu, (kolay helal rızık kazanmak sûretiyle) bere-ketini ve hidâyetini dilerim.Onda ve sonrasındaki şerden de sana sığınırım.\”

أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ، وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ، وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ H، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ.

\”İslâm fıtratı (hak dîni), ihlas kelimesi (kelime-i şehâdet) ve Nebîmiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in dini üzere; hanif ve müslüman olan, müşriklerden olmayan babamız İbrahim’in milleti üzere sabahladık.\”

Helaya Girerken

Tuvaletlerin, çöplüklerin, hamamların, kabirlerin, harabelerin cinlerin ve şeytanların meskenleri mahiyetinde çok uğradıkları ve konakladıkları yerlerdir.

“Rasülullah (s.a.v) kazâyı hâcet için helâya girdiği zaman şu duayı okurdu:

“Allahümme inni euzü bike mine\’lhubsi ve\’l-habais. (Allahım, pislikten ve (cin ve şeytan gibi) kötü yaratıklardan sana sığınırım.”(Buhâri, Vüdu, 9)

Çıkarken de “Elhamdülillâhil-lezî ezhebe annil-ezâ  ve âfânî” (Benden sıkıntıyı gideren ve bana afiyet bahşeden Allah’a hamd olsun)

*Tekbir, Tesbih, Tahmid

“Subhanellah, Elhamdülillah, Allahu Ekber”

Namaz tesbihatı, camide ve namaz kıldığımız herhangi bir yerde yapılabileceği gibi, yolda-sokakta yürürken, araç kullanırken; yatakta ve uyumadan önce de yapılabilir. Kur\’an-ı Kerim\’de de bu konuya işaretle şöyle buyurulmaktadır:

“Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üzere yatarlarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler…” (Âl-i İmran, 3/191)

Tesbihat, hiçbir vakit terk edilmemeli ve nerede olursa olsun mutlaka yapılmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber, şeytanın namazda kişiye günlük işlerini hatırlatıp vesvese verdiğini ve namazı alelacele kıldırıp tesbihatı yaptırmadan işine gücüne daldırdığını veya uyuttuğunu anlatıyor.

*Lâ ilâhe illallâhu vahdehu la-şerike leh,

Bu da yine, dua makamındaki namaz tesbihatından birisidir.

Peygamber Efendimiz, Ebu Hureyre (r.a)’den nakledilen hadisi şerifte, şöyle buyurmaktadır:

Her kim: ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehu la-şerike leh, lehü\’l mülkü ve lehü\’l-hamdü ve hüve alâ külli şey\’in kadir.’ duasını, bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzat etmiş gibi sevàp verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder.\” (Buhâri, Daavât, 54)

*Salavat-ı Şerife

Resûlullah (as) namazdan sonra Allah’a hamd etmeden, Peygamber aleyhisselâm’a salâtü selâm getirmeden dua eden bir adamı işitti. Bunun üzerine: “Bu adam acele etti”buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı. Ona veya bir başkasına şöyle buyurdu: “Biriniz dua edeceği zaman önce Allah Teâlâ’ya hamdü senâ etsin, sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e salâtü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde dua etsin” Ebû Dâvûd, Vitir 23. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 65; Nesâî, Sehv 48

Amr İbnu Rabi’a radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bana salâvât okuyan bir mü’min yoktur ki ona melekler rahmet duası etmemiş olsun. Bu, bana salâvât okuduğu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu ister az ister çok yapsın!” (Kütübü Sitte 907-6261)

İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim bana salâvât okumayı unutursa, cennetin yolunu terketmiş olur”. (Kütübü Sitte 908-6262)

*Şeytanın Telkinlerine Karşı İhlas Suresi

Bir hadisi- şerifte şeytanın bir vesvesesinden söz edilmiş ve buna karşı İhlas Suresinin okunup sol tarafımıza doğru üç defa tükürmemiz tavsiye edilmiştir.

*Muavvizeteyen (Nas ve Felak Sureleri)

Cinlerin şerrinden kurtulmak için de, Hz. Peygamber (s.a.v)’in, Felak ve Nas Surelerini okuduğu, ashabına ve bizzat Hz. Aişe validemize de okumayı tavsiye ettiği bildirilmektedir.

Hz. Âişe (r.a)’den rivayet edilen bir hadis şöyledir:

Hz. Peygamber (as) yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn\’i ve Kul hüvallahu ahad\’i okur, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı bana emrederdi.”(Buhari, Fezâilü\’l-Kur\’ân, 14)

Ebu Davud\’un süneninde rivayet olunduğuna göre;

Ebu\’d-Derdâ Hazretleri demiştir ki, \”Her kim sabah ve akşam yedi kere “Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm” bu ayeti okursa, Allah Teâlâ o kulun önemsediği şeylere kifâyet eder”(Suyuti, ed-Dürrü\’l-mensur, 4/334; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini, ilgili ayetlerin tefsiri)

SABAH VE AKŞAM ZİKİRLERİ

1- Üç Kere İhlas, Felak ve Nas sureleri okunur.

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bunları (İhlas, Felak ve Nas) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” (Ebu Davud, Tirmizi)

2- (On Kere) لَا إلَه إلّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلُّ شَيْءِ قَدِير

“(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike lehû, lehu’l mulku ve lehul hamdu ve huve ala kulli şey’in kadir) Allah’tan başka hak ilah yoktur. O tektir ve ortağı yoktur. Mülk O’nun ve hamd O’nadır. Ve O, her şeye güç yetirendir.”

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunu günde yüz defa söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılır, ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün, şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir adamdan başka hiç kimse onun fazliletlisini getiremez.” (Buhari)
Ebu Davud ve İbn Mace’nin rivayetinde 10 kere okursa olarak geçer…

3- (YüzKere) سُبْحـانَ اللهِ وَبِحَمْـدِهِ
“(Subhanâllahi ve bihamdihi) Allah’ı kendisine hamdederek tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sabahladığı ve akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyamet gününe onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez. (Muslim)

4- (YüzKere) أسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَ أتُوبُ إلَيْهِ

(Estağfirullah ve etûbu ileyhi) Allah’tan mağfiret diler ve O’na tevbe ederim.” (Buhari, Muslim)

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki ben günde yetmiş kereden fazla Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.” (Buhari)

5- اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ

“(Allahumme ente rabbi lâ ilâhe illâ ente halakteni ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve va’dike ma isteda’tu, eûzu bike min şerri ma sana’tu ebûu leke bini’metike aleyye ve ebûu bi zenbi fağfirli feinnehû lâ yağfiruzzunûbe illâ ente) Allah’ım! Sen benim Rabbimsin! Senden başka hak ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim ahd ve va’d üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan nimetini ve günahlarımı kabul ve itiraf ediyorum. Beni bağışla. Şüphesiz günahları ancak Sen bağışlarsın.” “Kim bunu akşamladığı vakit içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse cennete girer. Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” (Buhari)

6- بِسْمِ الله الّذِي لا يَضُرّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ في الأرْضِ وَلا في السّمَاءِ وَهُوَ السّمِيعُ العَلِيمُ (Üç Kere)
“(Bismillâhillezi lâ yedurru mea ismihi şey’un fi’l ardi ve lâ fi’s-semâi ve huve’s-semi’ul alim) İsmiyle yerde ve gökte hiç bir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.”

“Sabah ve akşam üç kere söyleyene hiç bir şey zarar vermez.” (Ebu Davud, Tirmizi)

حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ  (7 (Yedi Kere)
“(Hasbiyâllahû lâ ilâhe illâ huve aleyhi tevekkeltu ve huve rabbu’l arşi’l azim) Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe 129)

Rasulullah (sav) Tevbe Suresinin 129. ayeti için şöyle buyurdu: “Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman yedi kere söylerse, onu üzen dünya ve ahiret işlerine Allah kafidir.” (Ebu Davud (4/321)

8-رَضيـتُ بِاللهِ رَبَّـاً وَبِالإسْلامِ ديـناً وَبِمُحَـمَّدٍ صلى الله عليه وسلم نَبِيّـاً    (Üç Kere)
“(Radîtu billâhi rabben ve bi’l islami dinen ve bimuhammedin sallâllahû aleyhi ve selleme nebiyyen) Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, nebi olarak Muhammed (s.a.v)’den razı oldum.”

İbn Abbas (ra) Rasulullah’ı (sas) şöyle derken işittim:
-“Kim Rabb olarak Allah’dan, din olarak İslam’adan, Rasul olarakta Muhammed’den razı olursa imanın zevkini almış tadına bakmıştır. (Müslim 1/239) K. İman B. 11 Hds no: 56)
– Ebu Said el-Hudri (ra) şöyle dedi: “Rasulullah (s.a.v): ‘Ya Eba Said! Herkim Rab olarak Allah’tan din olarak İslam’dan ve Nebi olarak Muhammed’den razı olursa cennet onun için vaciptir’ buyurdu. (Müslim 1884/116)

9- سُبْحـانَ اللهِ وَبِحَمْـدِهِ عَدَدَ خَلْـقِه ، وَرِضـا نَفْسِـه ، وَزِنَـةَ عَـرْشِـه ، وَمِـدادَ كَلِمـاتِـه   (Üç Kere)
“(Subhanâllahi ve bihamdihi adede halkihi, ve ridâ nefsihi, ve zinete arşihi, ve midâde kelimâtihi) “Yarattıklarının sayısınca kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığı ve kelimelerinin çokluğunca hamdederek Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.” (Muslim)

10- أَعـوذُ بِكَلِمـاتِ اللّهِ التّـامّـاتِ مِنْ شَـرِّ ما خَلَـق (Üç Kere)

“(Eûzu bikelimâtillahi’t-temmâti min şerri ma halak) Yarattıklarının şerrinden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.” “Kim akşamladığı zaman bunu 3 kere söylerse o gecenin humması ona zarar vermez.” (Ahmed, Nesai)

11-اللهم صل وسلم على نبينا محمد (On Kere)

“(Allahumme salli ve selleme alâ nebiyyinâ muhammed) Allah’ım Nebimiz Muhammed’e salat ve selam eyle.” (Taberani)

Zikrin Adabı

1- Sessiz olmalıdır. (Yüksek sesle   değil, kendi duyacağın kadar sesle olmalı…)

2- Yalnız olunmalı…

3- Kimin huzurunda olduğunu unutmadan, edepli-terbiyeli olunmalı…

4- Mutlaka abdestli olunmalı…

5- Mutlaka şu saatte yapılacak diye bir şey yoktur. Kişi kendini hazır hissettiği müsait zamanda gerçekleştirebilir. Yatarken ve sabah namazın öncesi ve sonraları en uygun zamanlardır. Herkesin uykuda olduğu bir zamanda Rabbimiz “Kulum herkes gaflette iken Beni ve Resulumu andı” der.

Günlük Ezkar

100 – adet “Bismillahirrahmanirrahim.”

100 – adet “el-Hamdü lillah”.

100 – adet “Hasbünallahu ve ni’me’l-vekil” ( sonunda, ni’me’l-Mevla ve ni’me’n- Nasir gufraneke Rabbena ve ileyke’l-masi )

100 – adet “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed ve sahbihi ve sellim

100 – adet “Estagfirullah el-azim ve etûbu ileyh

100 – adet Subhanellahi ve bihamdihi subhanellah il-azim

100 – adet Subhanellahi velhamdülillahi vela ilahe ilallahu valluhu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil azim.

100 – adet  La ilahe illahe illallahu vahdehu la şerikeleh lehul mülkü vele hül hamdu ve huve ala külli şey’in kadir.

500 – adet “La ilahe illallah

500 – adet  “ALLAH

300 adet “Rabbi inni messeniyed durru ve ente erhamurrahimin. Rabbi inni messeniyeşşeytanu binusbiv ve azab; rabbi euzu bike min hemezatişşeyatiyni ve euzu bike rabbi en yahdurun. Ve hifzam min külli şeytanim marid. Fallahu hayrun hafizan ve hüve erhamurrahimin” (Enbiya 83, Sad 41, Mü’minun 97-98,Saffat: 7, Yusuf 64)

M.Aksu

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ